United States Holocaust Memorial Museum The Power of Truth: 20 Years
Museum   Education   Research   History   Remembrance   Genocide   Support   Connect
Donate
Holokost Ansiklopedisi

 

 

 

Tanıklıklar

Abraham Lewent
Doğum: 1924, Varşova, Polonya

Dachau kampından başlayan ölüm yürüyüşünden serbest bırakılmasının ardından yaşadıklarını anlatıyor [Görüntülü röportaj: 1989]

Deşifre Edilmiş Metin:

Hatırlıyorum yere uzanmıştım. Bu adam “Tanrım. Nasıl bir
manzaraydı” [ağlıyor]. Manzara. İnsanları toplamaya başladılar. Tek
tek insanları topluyorlardı. Pek çoğu ölmüştü. Çünkü… ne kadar az kişi
varsa o kadar insanı kamyonlara ve araçlara doldurdular. Hastaneye
götürdüler ve çadırlara yerleştirdiler.
Su verdiler. Kızıl Haç'ın gönderdiği yardım
paketlerini dağıttılar. Bu aslında o kadar da iyi değildi. Çünkü
paketlerin içinde süt tozu, çikolata, et konserveleri vardı. İnsanlar
o kadar açtılar ki onlar için paketin içindekilerin önemi yoktu. Hepsini
yediler. Yüzlerce insan bu paketleri yediği için öldü. Çünkü
bu tür yiyeceklere alışkın değildiler. Yanımda bir adam oturuyordu. Bir
zamanlar doktor muydu bilmiyorum ama, ölmüş gibiydi...
Sanırım Macar ya da Romanyalıydı. Paketi aldığında “Hiçbir şey
yeme. Bunların hiçbirini yeme. Yersen ölürsün. Şeker varsa, sadece şekeri
al. Ağzına at. Şekeri sadece em. Bunu yapman yeterli. D
diğerlerini at, sakın yeme”
dedi.
“İstiyorsan sakla. Ama kesinlikle yeme.
Sütü ağzına alma. Çikolatayı yeme. Konserve eti de yeme,
jambon çünkü bu. Yeme. Çünkü yersen ölürsün” dedi. Söyledikleri
gerçekleşti. Paketlerdekini yiyen insanlar ishal olup öldü.


Hatırlıyorum yere uzanmıştım. Bu adam “Tanrım. Nasıl bir
manzaraydı” [ağlıyor]. Manzara. İnsanları toplamaya başladılar. Tek
tek insanları topluyorlardı. Pek çoğu ölmüştü. Çünkü… ne kadar az kişi
varsa o kadar insanı kamyonlara ve araçlara doldurdular. Hastaneye
götürdüler ve çadırlara yerleştirdiler.
Su verdiler. Kızıl Haç'ın gönderdiği yardım
paketlerini dağıttılar. Bu aslında o kadar da iyi değildi. Çünkü
paketlerin içinde süt tozu, çikolata, et konserveleri vardı. İnsanlar
o kadar açtılar ki onlar için paketin içindekilerin önemi yoktu. Hepsini
yediler. Yüzlerce insan bu paketleri yediği için öldü. Çünkü
bu tür yiyeceklere alışkın değildiler. Yanımda bir adam oturuyordu. Bir
zamanlar doktor muydu bilmiyorum ama, ölmüş gibiydi...
Sanırım Macar ya da Romanyalıydı. Paketi aldığında “Hiçbir şey
yeme. Bunların hiçbirini yeme. Yersen ölürsün. Şeker varsa, sadece şekeri
al. Ağzına at. Şekeri sadece em. Bunu yapman yeterli. D
diğerlerini at, sakın yeme”
dedi.
“İstiyorsan sakla. Ama kesinlikle yeme.
Sütü ağzına alma. Çikolatayı yeme. Konserve eti de yeme,
jambon çünkü bu. Yeme. Çünkü yersen ölürsün” dedi. Söyledikleri
gerçekleşti. Paketlerdekini yiyen insanlar ishal olup öldü.


Pek çok Yahudi gibi, Lewent ailesi de Varşova gettosunda hapsedildi. 1942'de küçücük bir alanda saklanırken, Almanlar bir baskında annesinde annesini ve kız kardeşlerini tutukladı. Öldürüldüler. Abraham da yakınlardaki bir zorunlu çalışma kampına götürüldü. Ancak gettodaki babasına dönmek için buradan kaçtı. 1943'te babasıyla birlikte Majdanek'e sürgün edildiler. Babası burada hayatını kaybetti. Abraham daha sonra Skarzysko, Buchenwald, Schlieben, Bisingen ve Dachau'ya gönderildi. Almanlar esirleri tahliye ederken, Amerikan Kuvvetleri Abraham'ı serbest bıraktı.

— US Holocaust Memorial Museum - Collections

Copyright © United States Holocaust Memorial Museum, Washington, D.C.