Panzi Hastanesi'nde Korku ve Umut
Bukavu, Demokratik Kongo Cumhuriyeti
Enlem: -2,5443 / Boylam: 28,8677

Doktor Denis Mukwege yara almış kadınları iyileştirerek onlara yalnızca utanç veren şeyleri başları dik bir şekilde karşılamalarında yardımcı oluyor.
Doktor hemen gülümsüyor. Yorgun gözleri şefkatle ama aynı zamanda toplumundaki on binlerce anne ve kız evlada vicdanı olmayan adamlar tarafından yapılan ağza alınamayacak şeylere karşı duyduğu öfkeyle parıldıyor. Onların işkence ve tecavüz ettiklerine, Dr Mukwege ve personeli şifa dağıtıyor.
Bukavu'nun dışında, şehrin çevresindeki birkaç barışı koruma üssünden birine giden engebeli yolun hemen aşağısında bulunan Panzi Hastanesi'nde yalnızca bu sene 3.500 kadın tedavi görmüş. Kadınların birçoğu uğradıkları tecavüzün acı ve utanç verici etkilerinden olan fistül gibi dahilî yaralanmalar için geliyorlar. Dahilî hasarın bir başka türü de psikolojik olanlar ve bunlar bir yaşam boyu sürebiliyor. Tek iyi haber ise bu fiziksel hasarın basit bir işlemle düzeltilebilmesi, en azından buraya gelen kadınların bedenlerinin eski hâline getirilebilmesi.
Her yıl buraya gelen birkaç düzine kadın ise iyileştirilemiyor ve hayatları boyunca bu hasarlarla yaşamak zorunda kalıyor. Bunların birçoğu toplumları ya da kocaları tarafından iyi karşılanmıyorlar. Doktor Mukwege bu kadar fazla insanla ilgilenmenin getirdiği bu büyük mücadeleden yılmıyor — bu iyileştirilemeyen kadınlar için Panzi'de Mutluluk Şehri isminde bir transit merkezi açmak için uğraşıyor. En azından burada iyi karşılanacaklar.
Ofisinden ayrılmak üzere ayağa kalktığımızda, her birimizin eline hediye olarak küçük bir Kongo bayrağı tutuşturuyor.
“Kongo'yu unutmayın” diyor usulca.
Buraya — Panzi'ye — geldikten sonra bir daha unutabilirmişim gibi...
[sensitive material]
İki hafta önce Catana'da, buradan 40 kilometre uzaklıktaki bir köye saldırıda bulunuldu ve kadınlara sistematik olarak tecavüz edildi. Kurbanların ve yaralıların bir kısmı burada hastanemizde yatıyor.
Ve bütün gece boyunca tecavüze uğradıklarını söylediniz.
Evet, bütün gece boyunca. Akşam 8'den sabah 5'e dek. Herkes bunları kadınlara kimin yaptığını biliyor ama kimse onları teşhis etmeye yanaşmıyor.
***
Failler tarafından uygulanan genel teknikleri tarif eder misiniz?
Bir kadına tecavüz ederken kullandıkları dört teknik var. İlkinde bir kadına aynı anda tecavüz eden üç, dört ya da beş adam bulunuyor. İkinci teknikte kadın kocasının, kayınvalidesin, kayınpederinin, çocuklarının, ailenin küçük fertlerinin hatta komşularının gözleri önünde tecavüze uğruyor. Üçüncü teknikte kadına tecavüz ettikten sonra cinsel organını parçalıyorlar. Bedenlerine odun, çıra ve hatta pala ve silah sokuluyor; ve bunun kadının bedeni ve doğurganlığı üzerinde ciddi sonuçları bulunuyor.
Ve tahrip için kullanılan dördüncü teknikte genç kızlar seks kölesi yapılmak üzere çalılık araziye götürülüyorlar.
Tüm bu tekniklerle aile tahrip ediliyor — koca öfkeye kapılıp aklını yitirebiliyor, bundan etkilenen çocuklar duydukları utançtan anne ve babalarının gözlerine bakamıyor. Bu aile için bir lanet. Kadının kendisi de hem psikolojik hem de fiziksel olarak etkileniyor. Herkes tarafından terk ediliyor. Herkes ona 4-6 adam tarafından tecavüz edildiğini biliyor. Vücutlarında hasar olmayanlar da bulunabiliyor ancak onlara da HIV/AIDS bulaşıyor.
Bu tek bir kadının değil, köydeki birçok kadının başına geliyor.
***
Bu acının kadınlar üzerindeki etkisini tam olarak nasıl ifade edebilirim bilemiyorum. Başka ülkelerdeki dostlarımla konuştuğumda bazen olayları hafife alıyorlar. “Evet, bizim ülkemizde de kadınlar tecavüz mağduru oluyorlar” diyorlar.
Ancak burada tecavüz bir kadına arzu duyulduğundan değil, onu cinsel organını kullanarak yok etmek istenildiği için uygulanıyor. Bunu uygun bir dille ifade etmenin bir yolu yok çünkü kurbanlar silahla vurulan adamlar olsaydı buna soykırım derdik. Ancak bu soykırımın bir başka türü çünkü kadınlar kitlesel olarak tecavüze uğruyor ancak bu birçok yıl boyunca sürüyor. Bu gene de insan üzerinde aynı etkiyi yapıyor.
Gönderen: Michael Graham | 1 Aralık 2007